Oyun oynamayı her çocuk kadar seven ama büyüdüğünde de oyun oynamayı sürdürebilmek isteyen bir çocuğun hikayesi. 5 yaşında kendi tiyatrosunu kurmuş. Kırmızı bir örtü, dekor olacak birkaç malzeme, bayramlıktan bozma bir iki kostüm ve çocukluğun sonsuz hayalperestliğiyle. Çocuğun hikayesini kendi ağzından dinliyoruz. Bir hayli yaş almış, sevdiklerinin bazılarıyla büyürken vedalaşmış, tiyatrocu olarak yokluk ve varlığı içi içe yaşamış, Haldun Taner’den, İsmet Ay’a, Savaş Dinçer’den Ayla Algan’a kadar güzel dostluklar biriktirmiş bir çocuk adam. Kendisi her ne kadar di’li geçmiş kullansa da, gözlerinde aynı çocuksu bakışı kaybetmeden yıllardır sahne tozu yutan Ali Porazoğlu’nun kendi yaşam hikayesi. Stand up olarak nitelemek haksızlık olur. Oto biyografinin sahne üzerine uyarlaması demek daha doğru. Seyirciyi kah güldüren kah hüzünlendiren anılarını bir açık arttırma düzenleyerek anlatıyor. Suavi Sualp, Haldun Taner ve Aziz Nesin’in bir oyunu paylaşarak yazdığı daktilodan, 5 yaşındaki Ali’nin ilk kukla tiyatrosu oyuncaklarına kadar hepsi anı yüklü parçalar. Usta oyuncu, sözde bir müzayede kurarak seyircisini coşkuya ortak ediyor. Oyun sonunda söylediği gibi;

” Tiyatro umut. Paylaştıkca umut artıyor.”

Mutlaka gidin ve müzayedeye katılın. Bir insanın sevdiği işi beş yaşında seçebilmesinin ve bütün zorluklarına rağmen onu mesleği haline getirmesinin güzelliğini paylaşın. Orkestra oyununun yazım sürecini, Nazilerin canavar  fırınlarının önünde müzik yapmaya zorlanan ruhların hikayesini, 2000 kişilik dev çekirdek yağmurunu dinleyin. Sahnenin tozunu yutun ve başkalarına da oyunu tavsiye edin.

YAZAN- YÖNETEN : ALİ POYRAZOĞLU

 

Sharing is caring!